UNAM’daki Moleküler Nanoteknoloji çalışmalarımızın bir parçası olarak, Fotodinamik Terapi için kullanılan
fotouyarıcıları, etkin terapötik otomatlara dönüştürmeyi hedeflemekteyiz. Fotodinamik terapi (FDT) kötü huylu tümörleri, yaşa-bağlı maküler dejeneresansı tedavi etmek için kullanılan ve çoklu ilaç dirençli tümörlerin tedavisinde özellikle umut vadeden lokal etkili bir yöntemdir.
FDT stratejisi sistemik uygulama sonrası bazı ışığa duyarlı maddelerin öncelikli olarak tümör dokusunda birikmesine dayanır. Bu maddeler sonrasında kırmızı ya da kızıl ötesi ışıkla uyarılıp, singlet oksijeni (1O2) de içeren reaktif oksijen türlerini (ROT) oluşturarak tümör hücrelerine geri dönüşsüz zarar verir. Günümüz FDT uygulamaları birkaç fonksiyonlandırılmış porfirin türeviyle sınırlıdır, fakat bu maddeler FDT için en uygun ilaç türü değildir. Sınırlayıcı faktörler arasında en belirgin olanı porfirinlerin vücudun tedavi aralığında (650-800 nm, tipik memeli dokularının düşük soğurma bölgesi) düşük uyarılma katsayılarına sahip olmasıdır. Bu sınırlayıcı faktörler FDT kullanımı için yeni ve daha etkili fotouyarıcıların geliştirilmesini
gerekli kılmaktadır. Yakın zamanda grubumuzda yapılan çalışmaların sonucunda BODIPY boyalarında konjugasyonun artırılması ile sağlanan kırmızı ve yakın kızılötesi bölgelerinde yüksek soğurmalı boyar maddelerin sentezi yeni fırsatlar doğurmuştur. Daha sonrasında, verimli singlet oksijen oluşturan BODIPY türevleri ve bu maddelerin insan lösemi hücre hattı (K562) üzerindeki fototoksisitesini inceleyen çalışma,
grubumuzca yayınlanmıştır. Son bir yıl içinde UNAM’da, tek duvarlı karbon nanotüplerin FDT taşıma sistemi olarak kullanılması yönünde çalışmalar yapmış bulunuyoruz. Bunun yanı sıra, moleküler mantık kapılarına olan ilgimiz ve fotodinamik terapi, bir çalışmamızda kesişmiş ve aynı zamanda “VE” mantık kapısı olan FDT ajanının ilk örneği ortaya çıkmıştır. Bu “moleküler otomat”, aktivitesi dinamik olarak modüle edilebilen ve çevresel parametreleri süerekli izleyip ve kanserle ilişkilendirilebilen parametrelerin her ikisi de bir eşik değerin üstünde olması durumunda yüksek hızda sitotoksik bir ajan (singlet oksijen) oluşmasına izin veren otonom bir moleküler sistemin ilk örneğidir. Çalışmamız, American Chemical Society’nin (ACS) tüm üyelerine ve kütüphanelere gönderdiği Chemical and Engineering News dergisinde bir haber olarak duyurulmuştur.